USTA HukukGörüşme talep edin

İş Hukuku

Akdi tatil nedir? Kanuni hafta tatilinden farkı var mıdır?

Hafta tatilinin hukuki temeli, akdi tatille farkı ve tatil günlerinin sözleşmeyle artırılmasının sonuçları.

HAFTA TATİLİ NEDİR?

Hafta tatili, haftanın beş veya altı iş gününde çalışma nedeni ile yorulan, kendisine ve sosyal çevresine zaman ayıramayan çalışanlara, yorgunluğunu gidermesi ve çalışma yaşamının stresli, bağımlı ve programlı ortamından kurtulup yeni haftaya dinlenmiş olarak başlayabilmesi, kendisine, ailesine ve özel hayatına zaman ayırabilmesi için genellikle hafta sonunda tanınan haftada bir gün ücretli tatildir.

HAFTA TATİLİ SADECE PAZAR GÜNÜ MÜDÜR?

İnsanların çalışma hayatlarında bir günlerini ibadete ayırmaları gerektiği düşüncesiyle insanlar bazı günler çalışmamışlardır. Örneğin Hıristiyanlar Pazar gününü ibadete ayırıp çalışılmazken, aynı durum Yahudiler için Cumartesi olarak kabul görmüştür. Bu durum insanların iktisadi hayatlarına da yansımış, ticari ilişkiler kutsal günler dışında sürdürülmeye çalışılmıştır. Müslümanlar için önceleri Cuma günü hafta tatili kabul edilmişken, yurt dışı ile yapılan ticari faaliyetlerde hafta tatili günlerinin farklı olmasından kaynaklı aksaklıklar yaşanınca 2739 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanun[1] ile hafta tatilinin Pazar günü olması benimsenmiştir. Kanunda işçiye her hafta kural olarak Pazar günü hafta tatili verilmesi öngörülmüş; ancak hafta tatilinin Pazar günü verilmesine durum ve koşullar imkan vermezse haftanın bir başka gününde kesintisiz bir tam çalışma günü tatil verileceği de düzenlenmiştir.

HAFTA TATİLİ GÜNLERİ ARTTIRILABİLİR Mİ?

Tatil hakkının tek kaynağı kanun değildir; bu sebeple toplu iş sözleşmesi ya da iş sözleşmesiyle de işçilere, kanuni hafta tatili yanında akdi hafta tatili hakkı da tanınabilir. İş Kanunu’nun 45’inci maddesi uyarınca toplu iş sözleşmesi, iş sözleşmesi veya işyerindeki gelenekler, işçinin dinlenme hakkı konusunda kanundakinden daha elverişli haklar sağlıyorsa, kanuna değil, işçi lehine olan hükümlere uyulacaktır.

İş Kanunu’nun 63’üncü maddesi, haftalık çalışma süresinin haftanın günlerine farklı şekilde dağıtılmasına ve haftada bir günlük yasal hafta tatili yanında başka bir gününün de tatil olabileceği şekilde düzenlenebilmesine imkan tanımaktadır. Haftalık çalışma sürelerinin beş güne dağıtılması suretiyle çalışma yapılmayan ve sözleşme ile de açıkça tatil olacağı kararlaştırılan gün akdi hafta tatilidir.

Haftalık çalışma süresinin altı gün kararlaştırılmasına rağmen haftada beş gün çalışma yapılan işyerlerinde, yasal hafta tatili haricindeki çalışılmayan gün akdi tatil olarak kabul edilemez. Bu şekilde akdi tatil sayılmayan ancak çalışmada yapılmayan gün, işverenin inisiyatifiyle işçiye hafta tatili günü dışında tanınan bir serbest zaman olarak değerlendirilebilir.

Taraflar yasal hafta tatili günü yanında bir başka günde de çalışma yapılmayacağını sözleşme ile açıkça tatil kabul ederek o gün hiçbir şekilde çalışılmayacağını kabul etmişlerse, bu durumda akdi hafta tatilinden söz edilebilir. Bir örnek vermek gerekir ise, toplu iş sözleşmesinde “haftalık iş süresi günlük 8 saat üzerinden toplam 40 saattir, haftada 2 tam gün tatil yapılacaktır” hükmü yer alır ise yasal hafta tatilinden hariç, bir gün akdi tatil günü kabul edilir.

AKDİ HAFTA TATİLİNİN HÜKÜM VE SONUÇLARI NELERDİR?

Sözleşme ile açıkça hafta tatili olarak kabul edilen gün yasal hafta tatilinin hüküm ve sonuçlarını doğurur ve dolayısıyla yıllık ücretli izin günlerinin hesabında izin süresine rastlayan akdi hafta tatili günleri de izin süresinden sayılmaz. Ayrıca işçinin, akdi hafta tatilinde işverenin çağrısına rağmen işe gitmemesi devamsızlık teşkil etmez ve işçinin çalışmayı kabul etmemesi işverene iş sözleşmesini haklı nedenle fesih hakkı vermez. Yargıtay’a göre de “*Dosya içeriğine göre dava konusu işyerinde haftanın 5 günü çalışma yapıldığı Cumartesi günü akdi tatil, Pazar gününün ise hafta tatili olarak kullanıldığı anlaşılmaktadır. (…) Tanık anlatımlarına göre davacının birkaç Cumartesi günü 08.00-19.00 saatleri arasında çalıştıktan sonra 26.8.2006 Cumartesi gününde çalışmak istememiş ve iş sözleşmesi bu nedenle feshedilmiştir. (…) Bu durumda davacının çalışmak istememesi yukarıda belirtilen hükümlere uygun düşmektedir. Mevcut olgulara göre feshin haklı veya geçerli nedene dayandığını kabul etmek mümkün görülmediğinden mahkemece davanın kabulü yerine yazılı şekilde reddi hatalı olmuştur*”[2].

Sözleşmede haftalık çalışma süresinin haftanın altı gününe dağıtılacağı kararlaştırılmasına rağmen işveren, haftanın beş günü işçilerin tamamının çalışmasını altıncı gün ise sadece bir kaçının dönüşümlü olarak işe gelmelerini veya altıncı günde iş olursa işçilerin çalışmalarını isteyeceğini belirtirse bu durumda çalışılmayan altıncı gün akdi hafta tatili olarak nitelendirilemez.

Örneğin Pazar günleri yasal hafta tatili olarak faaliyetini tatil eden ve sözleşme ile haftanın 6 günü çalışacağı kararlaştırılan işyerinde, işverenin cumartesi günleri sadece bir işçinin işe gelmesinin yeterli olduğunu ve bütün işçilerin dönüşümlü olarak cumartesi günü çalışacağını bildirmesi durumunda, işçilerin çalışmayarak geçirdikleri cumartesi günü akdi hafta tatili niteliğinde olmayacağı için hafta tatili hükümlerine tabi olmayacaktır. Somut örnekte, cumartesi günü akdi hafta tatili olmadığı için, yıllık izin süresine denk gelen cumartesi günleri de yıllık ücretli izin günlerine dahil edilecektir. Bu örnekteki işçinin sıranın kendisine geldiği haftaki cumartesi günü işe gelmemesi devamsızlık oluşturur ve bu durum işverenin sözleşmeyi feshetmesi için haklı neden teşkil eder.

AKDİ HAFTA TATİLİ ÜCRETİ NASIL HESAPLANIR?

BU GÜNLERDE ÇALIŞILIRSA İŞÇİ ZAMLI ÜCRETE HAK KAZANIR MI?

Yasal hafta tatili dışında haftanın bir veya iki gününde akdi hafta tatili kabul edildiği çalışma düzeninde çalışan işçi, bir iş karşılığı olmaksızın bir günlük ücretine hak kazanacaktır.

Akdi hafta tatilinde de esas olan işçinin çalıştırılmamasıdır. Ancak işçinin sözleşme ile akdi tatil kabul edilen günde çalışması halinde, yaptığı çalışmanın 45 saate kadar olan kısmı fazla sürelerle çalışma, 45 saati aşan kısmı ise fazla çalışma olarak değerlendirilecektir. Yargıtay’a göre de, “*Akdi tatil günü çalışmış olan işçinin; çalışma süresi 45 saati aşması durumunda, aşan süre için fazla mesai ücreti ödenmesi gerekir”[3].*

Uygulamada ortaya çıkan sorun, haftanın altı gününde çalışacağı kararlaştırılmasına rağmen, işverenin talimatı doğrultusunda genelde beş gün çalıştırılan ancak işin durumuna göre altıncı gün çalışmaya çağırılan işçinin, böyle bir günde yaptığı çalışma ücretinin nasıl belirleneceğidir.

Örneğin, Pazar günleri yasal hafta tatili olarak faaliyetini tatil eden ve sözleşme ile işçinin günlük 7 saatten haftanın 6 gününde toplam 42 saat çalışacağı kararlaştırılan işyerinde, işveren Salı günleri sadece sevkiyat yapılacağını ve işler yoğun olmadığı sürece işçilerin Salı günü çalıştırılmayacağını bildirmesi üzerine Salı günü işçiyi çalıştırması durumunda işçiye ödenecek ücret nasıl belirlenmelidir? Bu örnekte çalışılmayan Salı günü sözleşme ile açıkça tatil olarak belirlenmeyip sadece işlerin yoğunluk durumuna göre işveren inisiyatifiyle tatil edildiği için, akdi hafta tatili olarak kabul edilemez. Bu işyerinde çalışan işçinin Salı günü işe çağrılması durumunda yaptığı çalışma, sözleşme gereği yapması gereken haftalık çalışma olduğu için sözleşmede kararlaştırılan ücreti dışında ek bir ücrete hak kazanamayacaktır[4]. Somut örnekteki işçinin Salı günü yaptığı çalışma, haftalık sözleşmede belirlenen 42 saatlik çalışma süresini aşar ise, bu çalışmanın 45 saate kadar olan kısmı fazla sürelerle çalışma, 45 saati aşan kısmı ise fazla çalışma hükümlerine tabi olacaktır.

[1] RG., 01.06.1935, S. 3017.

[2] Y9HD., 17.03.2008, E. 2007/27667, K. 2008/5298.

[3] Y9HD., 13.07.1990, E. 1990/8240, K. 1990/8316.

[4] Y9HD., 27.11.1984, E. 1984/10531, K. 1984/10466.

Av.Arb. Tuğba ÇİÇEK USTA

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır, hukuki görüş yerine geçmez. Mevzuat yayım tarihinden sonra değişmiş olabilir.

Dikkat: İşbu internet sitesinde yer alan makaleler, fotoğraflar, özgeçmişler, bilgiler ve benzeri tüm içerikler ile kurucumuza ve çalışma arkadaşlarımıza ilişkin bilgiler ve görseller kişisel veri niteliğindedir. Bu içeriklerin kopyalanması, çoğaltılması, yayımlanması, paylaşılması, işlenmesi veya üçüncü kişilere aktarılması; 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 134. maddesi (Özel hayatın gizliliğini ihlal), 135. maddesi (Kişisel verilerin kaydedilmesi), 136. maddesi (Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme) vd. kapsamında hukuki ve cezai sorumluluk doğurur. İzinsiz kullanılması veya paylaşılması halinde yasal yollara başvurma hakkımız saklıdır.

© 2026 USTA Hukuk ve Arabuluculuk Bürosu